Hakimler ve Savcılar Kanunu’nda yapılan değişiklikle
adayların mülakatla alınması tartışılırken Ankara 6.
İdare Mahkemesi, Sağlık Bakanlığı Müfettiş
Yardımcılığı sınavı ve mülakat sonucunda yapılan
atamayı durdurdu.
AA
Güncelleme: 18:51 TSİ 07 Ocak 2008 Pazartesi
ANKARA -
Ankara 6. İdare Mahkemesi, Sağlık Bakanlığı Müfettiş
Yardımcılığı mülakat sınavının ve mülakat sonucu
yapılan atama işlemlerinin yürütmesini durdurdu.
Mahkeme, kurumların yapacağı mülakat sınavlarının
sesli ve görüntülü cihazlarla kayıt altına alarak
mahkemelere ibraz edebileceğine işaret etti.
Sağlık Bakanlığı Müfettiş Yardımcılığı yazılı
sınavında başarılı olan ancak sözlü sınavda elenen
Yücel Aygörmez, Mayıs 2007’de yapılan mülakat
sınavının ve mülakat sonucu yapılan atama
işlemlerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması
istemiyle Ankara 6. İdare Mahkemesi’nde dava açtı.
Ankara 6. İdare Mahkemesi, “açıkça hukuka aykırı
olan ve uygulanması halinde giderilmesi güç veya
imkansız zararlara sebebiyet vereceği anlaşılan”
dava konusu işlemin yürütmesini oy çokluğuyla
durdurdu.
Mahkemenin kararında, Sağlık Bakanlığı müfettiş
yardımcılığı giriş sınavının, Kamu Görevlerine İlk
Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında
Genel Yönetmelik hükümlerine göre Öğrenci Seçme ve
Yerleştirme Merkezi tarafından yapılacağı, bu
sınavda başarı gösterenlerin sözlü sınava
çağrılacağı hükmünün yer aldığı kaydedildi.
Kararda, yönetmeliğe göre, sözlü sınavda, adayların
genel olarak hukuki, iktisadi, mali ve kamu yönetimi
bilgileri ile zeka, muhakeme ve algılama yeteneği,
ifade yeteneği, genel kültürü, tavır ve hareket gibi
şahsi vasıflarının göz önünde bulundurulacağı ifade
edildi.
Davacının, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu
Başkanlığınca 14-15 Nisan 2007 tarihlerinde yapılan
Müfettiş Yardımcılığı giriş sınavının yazılı
aşamasında 90.74, yabancı dil aşamasında ise 90.00
puan alarak 2. sırada başarılı olduğu ve sözlü
sınava girmeye hak kazandığı belirtilen kararda,
14-18 Mayıs 2007 tarihleri arasında yapılan sözlü
sınavda ise 59.00 puan alarak 47. sırada başarısız
sayıldığı kaydedildi.
Kararda, davacının 14 Mayıs 2007’de girdiği sözlü
sınavda, Sınav Kurulunun, Sağlık Bakanlığı Teftiş
Kurulu Tüzüğü ve Teftiş Kurulu Yönetmeliğinde
düzenlenmiş olan kurallara uygun olarak
oluşturulduğu, sözlü sınavda adayların fizik yapısı,
giyim ve görünüşü, nezaket ve uyum (tavır ve
hareket) yeteneği, mesleğe karşı tutum ve ilgisi,
mizaç yapısı, kavrama (zeka ve algılama) yeteneği,
nevratik durumu, genel kültürü, konuşma yeteneği
gibi unsurlar ile mesleki bilgisiyle ilgili sorular
sorulduğu belirtildi.
“İDARE HUKUKA UYGUN DAVRANMAK ZORUNDA”
İdari makamların şahıslarla girdikleri hukuki
ilişkilerde sahip oldukları kamu gücü aracılığı ile
yetkilerini devlet adına kullanırken, tek yanlı
irade ile tesis ettikleri kesin ve icrai
işlemlerinde hukuka uygun davranmak zorunda
oldukları vurgulanan kararda, bu uygunluğun “hukuk
devleti” ilkesi gereğince yargı yerince
denetleneceğine işaret edildi.
Kararda, hukuk devleti kavramının, en geniş
anlamıyla kamu gücünün her türlü tasarrufunda hukuka
bağlı ve adil olarak kullanılması zorunluluğu
şeklinde ifade edildiği, uygulamada ise devletin
yargısal denetim fonksiyonlarının hukuka aykırı
uygulamaları ortadan kaldırabilecek etkinlikte
olmasıyla işlerlik kazandığı vurgulandı. Kararda, şu
tespitler yapıldı:
“İdari yargıda görülen davalarda özel hukuk
uyuşmazlıklarından farklı olarak tarafların eşitliği
söz konusu olmadığından, uyuşmazlığa konu olan idari
işlemi kamu gücü ile tek yanlı olarak tesis eden
idarenin, karar alma sürecindeki egemenliğinin
kişileri pasif özne haline getirmesi tehlikesi
mevcuttur.
Bu nedenle tek yanlılık kriterlerini, idarenin
işlemin hukukiliğini ispatla yükümlü olmadığı
şeklinde değil, işlemin tesisinde ilgilinin
rızasının alınmaması olarak algılamak gerekir. Aksi
düşünce hukuk devleti ilkesinin ve Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi’nin bakış açısıyla, en geniş
anlamıyla hak arama özgürlüğünü
kapsayan ‘adil yargılama hakkı’nın göz ardı edilmesi
sonucunu doğurur.”
Kararda, bu bakımdan yargı yerince, idari işlemlerin
sadece yürürlükteki kanun, tüzük, yönetmelik gibi
düzenleyici işlemlere uygunluğundan öte, insan
haklarına dayalı çağdaş ve evrensel anlamda genel
hukuk prensiplerine uygunluk bakımından yapılacak
“etkin yargılama” ile denetlenmesi zorunluluğunun
gündeme geldiği vurgulandı.
Bunun ise idare karşısında bireylerin hukuki
güvenliğini sağlayacak yeni ve etkili bazı hukuki
denetim kaynakları oluşturmak ve bunları uygulamak
suretiyle mümkün olabileceği belirtilen kararda,
“Zira hukuk yaşayan ve gelişen bir bilim dalıdır. Bu
sebeple zaman içerisinde gerçekleşen bilimsel ve
teknolojik gelişmelerle birlikte evrensel hukuk
anlayışı, demokratik değerler, kamu yönetimi ve
denetimi kavramları da değişmektedir” denildi.
CEZA YARGILAMASINDA YENİ AÇILIM
4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nda, film,
fotoğraf, teyp ve video kaseti, elektronik ortamda
kaydedilen her türlü bilgi, haber ve veri
taşıyıcıları”nın, “belge” olarak tanımlandığı
belirtilen kararda, yine 5070 sayılı Elektronik İmza
Kanunu ile “elektronik veri”nin, “elektronik, optik
ve benzeri yollarla üretilen tanınan veya saklanan
kayıtlar” şeklinde tanımlandığı ifade edildi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 52.
maddesiyle, görüntü ve seslerin kayda alınması
suretiyle tanık dinlenmesinin mümkün olduğu, hatta
maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından bazı
kişilerin tanıklığında zorunlu olduğu kaydedilen
kararda, yine 180. maddesinin 5. fıkrasında; tanık
veya bilir kişinin aynı anda “görüntülü ve sesli
iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle
dinlenebilmeleri olanağının varlığı halinde bu
yöntem uygulanarak ifade alınması” gerekeceği hükme
bağlanmak suretiyle ceza yargılamasında yeni ve
çağdaş bir açılım sağlandığına işaret edildi.
UYUŞMAZLIKTAKİ KİLİT NOKTA...
Türkiye genelinde kamu kurumlarında bilgisayar
teknolojisinin kullanılmasının benimsendiği
belirtilen kararda, davalı idarenin de uyuşmazlığa
konu sınav sonuçlarının değerlendirilmesinde ve
yayımlanmasında bilgisayar ve internet
teknolojisinden yararlandığını belirttiği
kaydedildi.
UYAP uygulamaları ile de yargıda bilgisayar
kullanımına geçildiği, idari işlemlerin yargısal
denetiminde video ve CD kayıtlarından yararlanıldığı
ifade edilen kararda, bu bakımdan idarenin tesis
ettiği işlemlerin hukuka uygunluğunun kanıtlanması
amacıyla oluşturacağı ses ve görüntü kayıtlarının
yargı yerince değerlendirmeye esas alınacağında
kuşku bulunmadığı vurgulandı.
Kararda, “Uyuşmazlığa konu olayda davalı idarece
müfettiş yardımcılığı alımı için yapılan mülakat
sınavında değerlendirme formlarında adaylar için
takdir edilen puanların objektif ve somut
dayanaklarının sınavın aynen tekrarının mümkün
olamaması sebebiyle mahkemeye ibraz edilememesinin
uyuşmazlığın çözümündeki kilit noktayı oluşturduğu
açıktır” denildi.
“MÜLAKAT ÖNCESİ DİNİ SORULAR İDDİASI”
Davacının, müfettiş yardımcılığı adayları ile
mülakat öncesinde uzun bir “öngörüşme” yapıldığı ve
bu görüşmede, “dini, ideolojik ve siyasi
düşüncelerini öğrenmeyi hedefleyen sorulara maruz
kaldığı” daha sonra girdiği mülakat sınavında ise
müfettiş yardımcılığı göreviyle hiç ilgisi olmayan
bazı soruların sorularak hemen dışarı çıkarıldığını
öne sürdüğü aktarıldı.
İdarenin ise “davacının kurumu yıpratma çabası
içerisinde olduğu mülakat sınavında meslekle ilgili
sorular sorularak adayın genel kültür, dış görünüş,
tutum ve davranış yönünden göreve engel bir halinin
bulunup bulunmadığı değerlendirilerek puan
verildiği” yönünde savunma yaptığı belirtilen
kararda, iddialar ve savunmanın nesnel ve tarafsız
belgelerle kanıtlanamadığına, konuyla ilgili etkin
bir yargısal denetim gerçekleştirilemediğine işaret
edildi.
“SINAVDA AMAÇ KAMUSAL YARAR”
Kararda, kamu görevlilerinin göreve alınmasında
sınava tabi tutulmaları ve başarı sırasına göre
atanmaları yolundaki yasal düzenleme ile o görevin
gerektirdiği nitelikleri ve liyakatı en üstün
kişilerin göreve atanması suretiyle kamusal yarar
sağlanmasının amaçlandığı kaydedildi. Mahkemenin
kararında, şöyle devam edildi:
“Bilgi ve liyakatın ağırlıklı olarak ölçüldüğü
sınavların yazılı sınavlar olduğu, mülakat ve sözlü
sınavların, bilgi düzeyinden çok zeka, muhakeme,
algılama, ifade yeteneği, tavır ve hareket gibi
şahsi vasıfların tespiti için yapıldığı ve gerekli
olduğunda kuşku yoktur.
Her ne kadar daha önce idari yargı yerlerinde açılan
benzer davalarda mülakat sınavlarının tekrarı mümkün
olmaması sebebiyle yargı yerince denetlenemediği
yolunda verilmiş kararlar mevcut ise de gerek
Anayasa’nın idarenin her türlü işlemine karşı yargı
yolunun açık olduğu yolundaki amir hükmü gerekse
zaman içerisinde oluşan teknik gelişmeler ile hukuka
uygun ve etkin yargısal denetimin gerçekleştirilmesi
yönündeki arayış sonucu mevzuatla getirilen yeni
düzenlemeler karşısında idarenin bu tarz sınavlarla
ilgili olarak somut dayanaklarını sesli ve görüntülü
kayıt cihazlarıyla sağlayarak mahkemelere ibraz
edebileceği sonucuna varılmaktadır.
Böylelikle kamu gücü ile tesis edilen tek yanlı
işlemlerin hukuka uygunluğuna duyulan kuşku ve kamu
kudreti ayrıcalıklarının şahsi veya siyasi
nedenlerle taraflı olarak kullanıldığı yönünde
ortaya atılan olumsuz söylentilerin giderilmesi
sağlanarak tüm bireylerin eşitlikle
değerlendirildiği, objektif, adil, şeffaf idare
temin edilebilecektir.
Bu itibarla, haiz olduğu kamu gücü ve yetkisi ile
sınav yapan idare karşısında böyle bir donanıma
sahip bulunmayan davacının mülakatta başarılı
olduğunu veya diğerlerinden başarısız olduğunu
ispatla yükümlü kılınması adil değildir.”
“LİYAKATI BÜYÜK ÖLÇÜDE KANITLANMIŞ...”
Olayda, sınavın müfettiş ataması için yapılması ve
müfettişlerin görevinin önemi ve içeriği de dikkate
alındığında, sınav sonuçlarının objektifliği ile
sağlanması amaçlanan kamu yararının ayrıca önem
kazandığı vurgulanan kararda, görevin niteliğinin,
idarenin devamlılığı ve idareye güven ilkelerinin
gerçekleştirilmesinde etkin olduğu belirtildi.
Davacı hakkında mülakat değerlendirme ölçeğinde yer
alan “Genel Kültür” seçeneğinin, 5 tam puan
üzerinden, üç kurul üyesi tarafından O, bir üye
tarafından ise 1, “Nezaket ve Uyum (Tavır ve
Hareket) Yeteneği” seçeneğinin, bir üye tarafından
1, iki üye tarafından 2, “Kavrama (Zeka ve Algılama)
Yeteneği” seçeneğinin dört üye tarafından 2, bir üye
tarafından 3, “Mesleki Bilgi” seçeneğinin ise, 55
tam puan üzerinden, iki üye tarafından 35, diğer
üyeler tarafından ise 30, 31 ve 33 puan ile
değerlendirildiği kaydedildi.
Kararda, şöyle denildi:
“İlgilinin yazılı sınavda almış olduğu 90.74 puanla
2. olması suretiyle liyakatını büyük ölçüde
kanıtlamasına rağmen, atanacak müfettiş sayısının 3
katı kadar kişinin sözlü sınava çağrılması ve gerek
davacının sözlü sınavdaki başarısızlığını, gerekse
diğer adayların başarılı olmalarını somutlaştıracak
hiçbir bilgi ve belgenin idarece dosyaya ibraz
edilememesi, ayrıca mülakat değerlendirme ölçeğinde
yer alan ve adayların değerlendirilmesinde göz
önünde bulundurulan kriterlerin subjektif
değerlendirmeye imkan verebilecek nitelikte
bulundukları hususları da dikkate alındığında,
davalı idarece somut delillerle kanıtlanamayan
mülakat sınavında ve bu sınav sonucundaki başarı
durumuna göre müfettiş yardımcılığına yapılan
atamalarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna
varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, açıkça hukuka aykırı olan ve
uygulanması halinde giderilmesi güç veya imkansız
zararlara sebebiyet vereceği anlaşılan dava konusu
işlemin yürütülmesinin durdurulmasına oy çokluğu ile
karar verildi.”
Sağlık Bakanlığı, karara itiraz ederse dosya Ankara
Bölge İdare Mahkemesi’ne gidecek.
Kaynak : http://www.ntvmsnbc.com/news/431954.asp
|